16 Mart 2007 tarihinde Genç Haritacı’nın Günlüğü‘nde yazdığım ve o günlerdeki bir haftalık yaşantımdan kısaca bahsettiğim bu yazımı sizlerle paylaşmak istedim.

“İnternet üzerinden gelen sıcak mimleme dalgası sitemizi de etkisi altına aldı :) Yiğit tarafından mimlenmiş durumdayım. Şimdi sitemiz günlükçüler kervanına kısa süre önce yakuter‘in zorlamasıyla :) katıldığı için haliyle kullanıcılarımızdan da bu mimleme olayını bilmeyenler vardır. Gerekli açıklamayı hamdi yaman yazısının ilk satırlarında anlatıyor.

Eh şimdi gelelim Genç Haritacı’nın yani benim bir haftalık yaşantıma. Haftamızın ilk günü pazartesi saat 9 da başlayan ders nedeniyle erkenden ayaktayım. Tranbzon’da okuyoruz ve bazı hocalarımız da şivelerini korudukları için bugün derse gitmeyi çok seviyorum. Özellikle bugünkü dersin hocasının bazı sözleri beni öldürüyor. Hemen olayı bir örnekle açıklayalım. İki hafta önceki derste söylediği bir söz “Şimdi sen onu demek istediysen ve şunu kastediyorsan o şudur:D Hadi çıkın işin işinden çıkabilirseniz. Bu dersi anlamak için ayriyeten hocanın dilini de öğrenmeniz gerekiyor :) Pazartesi zaten öğleden sonra ders yok, hemen eve geliyorum ve biraz nette takılıyorum. Akşam güzel bir film, azıcık ders tamamdır. Günü kapattık :) Sabah ola hayrola derken Salıyı yakalıyorum çoktan. Bugün çok rahatım. Çünkü dersim yok. Öğleye kadar yatıyorum. Sonra arkadaşlarla bir araya gelip edebiyattan, sanattan, şiirden, felsefeden, siyasetten konuşuyoruz. Arada bir yemek yapıp bulaşık yıkıyorum tabi bunları söylemeye gerek yok heralde. Öğrenciyiz napalım. Başa gelen çekilir.:) Çarşamba en sevdiğim günlerden biri. Çünkü bugün bölümden Eyüp arkadaşımızın “her hafta çarşamba bendesiniz, beraber kahvaltı yapacağız” sözünü unutmamak üzere sektirmeden ona gidiyoruz birkaç arkadaş. Yemek konusunda biraz yüzsüzümdür. Çok yerim ama kilo alamam. Tabi bu günü sevmemi sağlayan bir diğer etken Coğrafi bilgi sistemlerine olan merakım ve o gün Kent Bilgi Sistemleri dersinin olması. Gerçi bir önceki hafta uykusuz olduğum için derste uyuyakalmıştım. Sağolsun Tahsin Hoca uyandırdı beni :) Çok kötü hissettim kendimi valla. Bugün öğleden sonram yine boş. Genelde bu boş vakitlerde bitirme konum için araştırma yaparak harcıyorum. Perşembe sabah 10:00 dan 15:00 e kadar okuldayım. Sonra klasik olarak her hafta yaptığımız gibi Emre ile Meydan da buluşup doğru sinemaya. Cuma günleri de en sevdiğim günler arasında. Öğleden sonra dersim olmaması ve haftasonuna öğleden sonra ders olmadan girmek gerçekten harika benim için. Eve gelip hemen güzel bir yemek yiyorum, ardından bir iki saat internette surf yapıyorum. Bilişim siteleri, mesleki siteler ve makaleler derken beynimin sulanmaya başladığını hissediyorum ve duşa giriyorum. Bu arada çayın suyunu koyup, duş ardından TV ile çay keyfi yapıyorum. Zaten benim TV ile pek hatta hiç aram yoktur. Sadece kahvaltı ve yemeklerde ve haftada birkaç defa yaptığım kısa keyif çaylarımı yudumlarken seyrederim. Cuma ve Cumartesi gece yarılarına kadar kalıp güzel birkaç film seyrettikten sonra ertesi gün zaten ancak öğleden sonra uyanabiliyorum ve sonra birgün yine gözümü öğleden sonra açıyorum ki derse geç kalmışım :=D günlerden Pazartesi. :)

Şimdi ise dananın kuyruğunun koptuğu asıl önemli konuya geldik. Hayatımda benim için çok ayrı yeri olan 3 özel şeyin ne olduğu konusuna.

Birincisi: Dinlemekten asla bıkmadığım, hatta gece yatarken bile dinleyerek uyuduğum o mükemmel ses, ŞEBNEM FERAH. Derste olmadığım vakitlerin çoğunda onu dinliyorum. Okula giderken, gelirken, okulda, yatakta, kısaca her yerde :)

İkincisi: Şu an tam bu satırları yazarken yanıma gelen ev arkadaşımın teklifte bulunduğu şey; ÇİKOLATA. Elbette hayır demedim. Özellikle sıcak çikolataya bayılırım. Günde en az bir tane yemezsem ya da içmezsem içim rahat etmiyor. Hatta bazen bu isteğimi yenemeyip gece yarısı çikıp açık dükkan var mı diye aradığım çok olmuştur. :)

Üçüncüsü: Çok az kişinin bildiği şairane yönüm. Sırf bu sebepten, beni görmeden sözlerime aşık olan kişilerin sayısı hiçte az değil. Kusura bakmayı bayanlar ama ben mantık izdivacından yanayım. :D

Evet şimdi mimleme sırası bende. Bunlardan ilkini ben de Hamdi, ikincisini Yakuter ve üçüncüsünü de meslektaşım İbrahim Öztelli‘ye gönderiyorum.”

Yazının orijinal yayını:Genç Haritacı’nın Bir Haftası ve 3 Özel Şey

Bu Yazıyı Sevdiyseniz Bunları da Okumanızı Tavsiye Ederim :

  1. Sessiz Cümlelerim-3 [ Yıkık Şehirler ve Suskunluk...]
  2. Sessiz Cümlelerim-8 [Haykırış]
  3. Sessiz Cümlelerim-4 [ Benim Sevdam ]
  4. 2005 Günlüğümden Bir Kesit [Günce(L)-2005]
  5. Sessiz Cümlelerim-1 [ Ankara ve Sen ]
  6. [Günce(L)-2005]‘ten Bir Kesit Daha
  7. Yazmaktan Sakın Vazgeçme!
  8. Sessiz Cümlelerim-6 [ Gelirsen, Gelmezsen]
  9. Sessiz Cümlelerim-9 [Meğerse Ben Neymişim]
  10. Bıktım Sanal Hırsızlardan