Adem Kurtipek - Kişisel Blogu
Nam-ı diğer “Genç Haritacı”
Nam-ı diğer “Genç Haritacı”
21 Haz
Biz
Çoğalır ırmaklarım seni düşündüğümde, Çoğalır, çoğalır yalçın kayalara çarpan damlalarım. Çağlayanlarım artar seni düşündüğümde, Ağlayanlarım azalır Ben ağlarım, gözyaşlarım çoğalır… (daha fazla…)
8 Haz
Gelirsen, Gelmezsen
Paltomu alıp giderim birgün Sıkıldım artık böyle yarı büklüm oturmaktan Yüzüme savururken acımasız gerçekliğini ve otururken karşımda tüm çıplaklığınla Ben böyle sessiz kalamam Susamam ya da haykıramam Hiç kusura bakma sevdiceğim, Senden ayrılsam da (daha fazla…)
26 May
Socrates ise skolastik düşüncenin mimarıdır. O dönemde İran ordularına karşı Atina ve Isparta ortak bir savaşa katılmışlardı. Isparta kara kuvvetleriyle savaşa girmişti. Atina güçlü deniz kuvvetlerine sahipti. İran savaşı kaybetti, Isparta askerleri İran’a girdi. Atina savaş filosu ise ticarete açıldı. Dış ilişkilerin gelişmesi, yani insanların buluşması değer yargılarının çeşitlenmesine yol açtı.
Anlaşıldı ki yalnız Atina yoktur yeryüzünde. Başka ülkelerde başka tanrılar ve başka düzenler var. eski inançlar yıkılmaya, yeni değerler doğmaya yüz tutunca, Socrates’in toplumuna ortam hazırlandı. Etkili çevreler hem yeni fikirleri engellemeye çalışıyor hem de bu fikirlerin savunucusu Socrates’e diş biliyorlardı.
Sonuçta Socrates yargılandı ve (daha fazla…)
10 May
Düşünmeyi insan aklının kndiliğinden olan bir işlevi olarak görenler de az değildir. Böyle sananlara göre düşünen insan Rodin’in ünlü yortusunda olduğu gibi, eli çenesinde bir köşiye çekilmiş, olasılıkla toplum için zararlı kurgular içinde sakıncalı bir bireydir. Düşünen insan sakıncalıdır. Neden mi? Tarih boyunca böyle insanlar sakıncalı görülmüştür. Çünkü tarih boyunca düşünen insanlar toplum düzenine karşı çıkmıştır.
Dünyanın düz bir tepsi biçiminde olduğu görüşü nasıl olmuştu da toplumların huzurunu kaçırmıştı ki, yine nasıl oldu da bir düşünür bunun böyle olmadığını söyledi. Dünyanın öküzün boynuzunda durduğuna inanarakta erdemli veya huzurlu toplum olunabilirdi.
Şimdi içeriğimizi biraz da tarihte düşündükleri için yargılanan birkaç düşünüre ayıralım. (daha More >
29 Nis
Kavram tutsaklığının ya da düşünme köleliğinin kökeninde düşünememe, düşünmeyi bilmeme gelir. Çünkü düşünme; bir tartıdan, bir irdeleme sürecinden geçirme, bağlamsal yönden onları bağlantılama işidir. İrdeleme, eleştirme ve bağlantılama da kavramların kabuğunu kırmayı, yüzeyde kalmamayı gerektirir.
Kişi bu gerekliliği yerine getirdiği zaman, böyle bir yönelim içine girdiğinde kolay kolay kavramların albenisine kapılmaz, kulu kölesi olmaz. Özgür düşünce dedikleri de bu değil midir ?
Sebahattin Eyüboğlu bir yazısında bu gerçeği şu şekilde dile getirir: (daha fazla…)