yaklaşık 9 ay önce - Yorum yok
Sağanak Aşk Yağmurları Bir damla, bir damla daha Nasıl başlar zannediyordun Sağanak aşk yağmurları Aslında hep yanlıştı yaptığımız Kayıp şehirlerde aradık Yaşanmamış sevdaları Kırdık ümitlerimizi, kilitledik kapılarımızı Yıllarca kaçtık, konuşmadık içtenliğimizle Hem de kendimizle! Hep sustuk Sesimiz duyulsun istediğimizde ise Kendimiz tarafından susturulduk Anlatamadık derdimizi ellere Mühürler vurulmuştu dillerimize Firari bakışlar sakladık gözlerimizde Gizli aşk
yaklaşık 10 ay önce - Yorum yok
Aşk Saati Gece yarısını çoktan geçti zaman bilmiyorum nasıl söylemeliyim anlatmalıyım sevdim seni ne zaman söylemezsem öleceğim sanki yüreğim bana vermiyor aman gelin dostlar! bu derde bulalım derman bakın şu saate gece yarısını çoktan geçti zaman anlamadım ki hiç, sevdim seni ne zaman! Adem Kurtipek – 2009 Bu Yazıyı Sevdiyseniz Bunları da Okumanızı Tavsiye Ederim
yaklaşık 10 ay önce - 2 yorum
Geçtiğimiz hafta geride bıraktığımız Ramazan Bayramı’nda benim için çok ayrı bir yeri olan, kıymetli abim Ekrem Tepecik ile bir telefon görüşmesi yaptık, bayramlaştık. Ekrem Tepecik, Ankara’nın geçmişte küçük ama şimdi devasalaşan kentlerinden olan Kazan ilçesinde diş tabibi kıymetli bir abimdir. Bu vesile ile de kısa bir sohbet ettik. Bu güzel sohbet sırasında bana “yazmaktan sakın
yaklaşık 10 ay önce - Yorum yok
Kulak Ver Sesime Şehre bir hüzün çöktü bu gece elimde kalemim masamda kağıtlar yazıyorum yine şiirler benim demdemesi hayatın bitmeyen hece kelimeler dilimde cümleler benim yazıyorum sana nice şiirler artık kulak ver sesime benim! ———– Adem Kurtipek - 2009 Bu Yazıyı Sevdiyseniz Bunları da Okumanızı Tavsiye Ederim :Sessiz Cümlelerim-11 [Sırılsıklam] Sessiz Cümlelerim-4 [ Benim Sevdam
yaklaşık 1 yıl önce - Yorum yok
Bu yazıyı öğrencilik yıllarımda not tuttuğum bir ajandama karalamışım. Daha sonra bu yazılı sayfayı kopartıp başka bir kitabımın arasına koymuşum her zaman yaptığım gibi. Tesadüfen buldum ve sizlerle paylaşmak istedim. Özeleştiri yapmak lazım değil mi bazen. Ne hayallerimiz vardı. Biriktirerek bir okyanus üzerinde seyahate çıkardığımız ve dönüşü olmayan gidişler… Birer kaçış gibi gidip de dönmeyen
yaklaşık 1 yıl önce - Yorum yok
SIRILSIKLAM Yeşilırmak kenarında sırılsıklam ben Kahve gözlerinde ıslanan hiç suya değmeden Sımsıcak sözlerinle buz gibi erirken Sana tutulmaktı farkına varamadığım Tutulmak! Öyle Ay gibi, Güneş gibi değil Bir çağlayan gibi Sana akmak durmadan Damla damla seninle dolmak Sen olmak! Gün akşam olup serinlik bastığında Sensizliğimde uyku girmezken gözlerime “Günaydın Ey Gece” demek gelirken içimden Seni
yaklaşık 1 yıl önce - Yorum yok
Gözlerimi manzaraya vurmuşum. Daday’dan Kastamonu’ya dönüyorum. Daday’da dolu, rüzgar ve sağanak yağmur var. Kırikindi yağmurları… Bulutlar da Kastamonu’ya gidiyor. Tıpkı bizim gibi. Beraberinde taşıdıkları kasvetli hava ise gündeme ne kadar benziyor! Bir uğultu arabanın içinde, kulaklarımda. Dalıp gidiyorum üzerine bulutların kara çökerttiği yemyeşil ormanlara… Düşüncelerin izdüşümünde, kendi zihnimin derinliklerinde gezintiye çıkıp dağların yamaçlarında uzanan köyler
yaklaşık 1 yıl önce - Yorum yok
Şimdi bu [Günce(L)-2005] ne diye soracak olan arkadaşlar olabilir. [Günce(L)-2005] ile ilgili bir bilgiyi daha önceden vermiştim zaten. O yüzden tekrar etmiyorum. O zamanki yazılarımdan birini daha sizlerle paylaşıyorum. Bu yazıyı yazdığım zamanlarda staj yapıyordum. Kısmen staj anılarımı da içeren yazılar mevcut. Bunları ilerki zamanlarda paylaşabilirim belki de. [Günce(L)-2005] – [03 Temmuz Pazar] Sıradan bir
yaklaşık 1 yıl önce - Yorum yok
Önceden beri birçok arkadaşımla hem net üzerinden hem de gerçek hayatta yaptığımız tartışmalarda bu konuya değindik. Konumuz İçerik hırsızları ve bir diğer tabir ile sanal hırsızlar. Peki kim bu insanlar? Bu konuda birçok arkadaşımızın da benim gibi müzdarip olduğunu gayet iyi biliyorum. Bugün yaşadığım birkaç olay sonucu da bu konuda yazmaya karar verdim. Hepinizin bildiği
yaklaşık 2 yıl önce - Yorum yok
Geleceği Çoğaltmak Yine çoğalıyor düşünce ormanlarım düşünce sessizliğin ayaz böğrüne Gözlerimin durgun meşguliyeti sözlerimin içsel vuruşlarından ibaret kısık ve kurşuni Dışarıda puslu bir hava var Elime alsam durmaz yüreğim Çırpınışın vardiya duruşlarında Sonra Bir beyin fırtınasının ansız dem vuruşları Belirip kaybolan suratsız portreler zihnimde Alacakaranlık bir kapının önündeki diz çöküşüm Yok edici bir başkaldırışın eşiğinde