Gözlerimi manzaraya vurmuşum. Daday’dan Kastamonu’ya dönüyorum. Daday’da dolu, rüzgar ve sağanak yağmur var. Kırikindi yağmurları…

Bulutlar da Kastamonu’ya gidiyor. Tıpkı bizim gibi.

Beraberinde taşıdıkları kasvetli hava ise gündeme ne kadar benziyor!

Bir uğultu arabanın içinde, kulaklarımda. Dalıp gidiyorum üzerine bulutların kara çökerttiği yemyeşil ormanlara…

Düşüncelerin izdüşümünde, kendi zihnimin derinliklerinde gezintiye çıkıp dağların yamaçlarında uzanan köyler tek tük gözüme çarparken, düşünce ormanları yeşertmeye çalışıyorum dağların kara bağrında.

Bir uykuya dalarcasına gözlerim kapanıyor. İş arkadaşlarımın görüntüsü de yitip gidiyor gözlerimden…

Hava hala kasvetli.

Yağmurdan bir adım önde gidiyoruz Kastamonu’ya…

Siz Hiçbir yağmur tarafından takip edildiniz mi?

yağmurdan sonra

Gelişimizin hemen akabinde Kastamonu sağanak yağışa teslim.

Bilirsiniz işte kırikindi yağmurlarını… Ömrümüzdeki anlık heveslerimiz gibi gelip geçerler. Günün birikmiş hüznünü dolukan bulutlar döküverir gözlerinden.

Ağladıkça rahatlar gökyüzü, ağladıkça açılır… Açıldıkça parlamaya başlayan güneş yeniden sıcak gülümsemesiyle içimizi ısıtır.

Gün bitmeden pasaportumu aldım bugün. Eve döndüğümde hava henüz kararmamıştı. Televizyonu açtım. Kara hala karaydı. Hemen kapattım bu kumandalı icadı.

Kara gündem içimi karartmasın istedim. Yeşertmeye çalıştığım güzel düşünce ormanlarımı etkilemesinden korktum belki de.

Şimdi ise hava kararmaya başladı.

Bense kaldığım daire de yalnızım.

Birazdan yıldızlar basar gökyüzünü… Bu yatakta sabaha kadar sevişirler.

Aralarında ne bir öfke, ne bir kin!

Yeni doğacak güne şimdiden hayırlı sabahlar.

Bu Yazıya Benzer İçerik Bulunamadı.